sadsad x
asdasd

Edebiyat Kitapları

Sırala
Toplam 138143 ürün görüntüleniyor.

Edebiyat; geçmişi, bugünü ve geleceği anlama, anlamlandırma ya da anlamlı kılmak için başvurulan; iyiyi, kötüyü, güzeli, çirkini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan bir sanat dalıdır. Her döneme tanıklık etmeyi başaran edebiyat; ortaya çıktığı topluma, içinde bulunduğu döneme ve kişiye göre her daim yeniden şekillenmiştir. Kimi yazarlar da bu düşünceden hareketle edebiyatı birer ayna olarak kabul etmiştir. Onlara göre; edebiyat toplumun, zihnin birer yansımasıdır. Bu aynaya bakan kişi kendini, tarihini ve toplumu tüm detaylarıyla görebilmektedir. Kimi yazarlara göre de edebiyatın bir ayna olduğu düşüncesi kabul görmemiştir. Çünkü onlara göre edebiyat bir ayna olsaydı yaşamın kendisi olur ve sürekli tekrara düşerdi. Onlar için edebiyat, yaşamdan yalnızca beslenen bir sanat dalı veya ortaya yeni çıkan bir kaynaktır.

Edebiyat, tıp edebiyatı, hukuk edebiyatı gibi belirli bir bilim dalını kapsadığı gibi, bir ulusu veya ülkeyi de kapsamaktadır: Türk edebiyatı, Amerikan edebiyatı, Alman edebiyatı, İngiliz edebiyatı, Fransız edebiyatı, Latin edebiyatı ve İtalyan edebiyatı gibi. Zaman içerisinde farklı ülkelerin edebiyatını kapsayan bu sanat dalı; bilim kurgu, fantastik, polisiye gibi farklı alt türleri de ortaya çıkarttı. Fantastik edebiyat, en kısa tanımıyla gerçeğe dayalı olmayan, hayal gücünün ürünü olan, farklı anlatım tarzına sahip eserlerdir. Genellikle roman, öykü ve oyun türünde fantastik edebiyatın izleri sıklıkla görülür. Fantastik edebiyatın tanınmış eserleri arasında J.K. Rowling’in Harry Potter’ı, J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi yer alır. Polisiye edebiyat, suç ve suçlularla ilgili durumların işlendiği eserleri kapsar. Bu anlatım tarzının tanınmış en önemli yazarları Sir Arthur Conan Doyle, Agatha Christie ve John Dickson Carr’dır. Hercule Poirot karakteri de Agatha ile edebiyatın ünlü karakterleri arasında yerini alır. Bilim kurgu edebiyatı ise bilim ve teknolojinin hakim olduğu, geleceği konu edinen eserlerdir. Bu tür eserler ilk olarak Jules Verne ve H.G. Wells ile hayatımıza girer. Sonraki yıllarda ise Isaac Asimov ile bilim kurgu okuyucular tarafından daha çok tercih edilen bir anlatım tarzı haline gelir.

Edebiyatın Özellikleri Nelerdir?

Roman, öykü, şiir, deneme, makale, gezi yazısı ve biyografi gibi farklı yazılı türlerde kaleme alınan eserler, içinde bulundukları toplumun duygularını, düşüncelerini, hayata bakış açılarını, sosyal hayatlarını ve geçmiş dönemlerini ortaya çıkartır. Edebiyatın kaynağında genellikle insan ve insan ilişkileri vardır. Kimi eserler, ele alınış biçimine göre tarihi bir önem de taşır. Sadece geçmişi aydınlatmakla kalmaz, bugünü anlandırmamıza, geleceği şekillendirmemize vesile olur. Toplumsal bir olguya sahip olan edebiyat; dil, tarih, coğrafya ve sanat gibi pek çok farklı alandan beslenir.

Edebiyatın Konusu Nedir?

Edebiyatın konusu bir harita gibi sınırlandırılamaz. Belirli kalıplara sokulamaz veya evrilemez. Çünkü dille anlatılabilen her türlü duygu, düşünce, davranış, olay ve durumlar edebiyatın konusu olabilir. Roman, şiir, eleştiri-inceleme-kuram, öykü, destan, çizgi romanlar, deneme, anı-mektup-günlük, söyleşi, fıkra, tiyatro gibi hemen her konuda yazılabilmektedir. Buradan hareketle bir genelleme çerçevesinde değerlendirildiğinde edebiyatın konusunun insan olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Öyle ki Homeros’un destanlarında, Hesiodos ve Sappho’nun şiirlerinde, Aiskhylos ve Sofokles’in tragedyalarında, Aristofanes’in komedilerinde konunun merkezinde tek bir şeyi görürüz: İnsan. Bu da edebiyatın konusunun eski çağlardan beri insana dayalı bir merkezden ilerlediğini gösterir. Bir eser hangi edebî türle yazılmış olursa olsun, insanın insanla, insanın toplumla ve insanın doğayla olan iletişimine şahit oluruz.

Edebiyatta Yazılı Türler Nelerdir?

Edebiyatta yazılı türler sanatsal metinler ve öğretici metinler olmak üzere iki başlık altında değerlendirilmektedir. Roman, şiir, destan, fabl, öykü, tiyatro, masal gibi türler sanatsal metinler kategorisine dâhildir. Bu metinler gerçeklikten hareketle kaleme alınan eserler olabileceği gibi, gerçeklikten uzak, kurmaca bir edebiyatın eserleri de olabilmektedir. Sanatsal metinler "kurmaca metin" olarak da adlandırılır. Roman, öykü, şiir, tiyatro gibi sanatsal metinlerde amaç okuyucuyu bilgilendirmek, öğretici bilgiler sunmak değil, okuyucuyu bir hayal dünyasının içine çekerek farklı dünyaları tanımasına, farklı kültürleri öğrenmesine olanak sağlamaktır. Özellikle yazılı türler arasında roman ve öykü, okuyucular tarafından oldukça ilgi görmektedir. Duygu ve düşüncelerin ön planda tutulduğu, okuyucunun kendinden bir parça bulduğu eserlerde okur ile yazar arasında kuvvetli bir bağ oluşur.

Şiirde, öyküde, masalda iyi, kötü, doğru ve yanlış yazara göre değişir. Tek bir doğru veya tek bir güzel yoktur. Yazar, ele aldığı konuyu yaratıcılığının, düş gücünün ve hayata olan bakış açısının harmanından geçirerek okuyucuya sunar. Kendi yaratmış olduğu gerçekliği istediği şekilde kurgular, ekler, çıkartır. Genellikle betimleyici ve öyküleyici anlatımla yazılan roman, şiir, öykü ve masallarda tanımlama, tanık gösterme, sayısal ve bilimsel verilerden yararlanma gibi düşünceyi geliştirmeye dayalı anlatım türlerine pek yer verilmez. Yazar ister masayı anlatsın, isterse doğayı tasvir etsin. Bu tasvir, yalnızca onun gerçekliği ve onun hayal gücünün ürünüdür. Bilim kurgu, polisiye ve fantastik türdeki eserlerde gerçeklik daima yazarın bize sunduğu kadardır.

Roman, şiir, tiyatro ve öykü gibi eserlerde gerçeklik hiçbir zaman bilimin gerçekliğiyle özdeşleşmek zorunda değildir. Bu nedenle Türk edebiyatı ve Dünya edebiyatında karşımıza çıkan klasikler evrenselliğini hiçbir zaman kaybetmez. Yüzyıllar boyunca pek çok bilim insanının ortaya atmış olduğu bilimsel kuramlar gerçekliğini, evrenselliğini yitirdiği halde Suç ve Ceza, Savaş ve Barış, İki Şehrin Hikâyesi, Kürk Mantolu Madonna, İnce Memed, Aylak Adam gibi sanatsal metinler evrenselliğini günümüzde bile hâlâ korumaktadır. Çünkü bu eserler nesnelliğin değil, öznelliğin sunmuş olduğu metinlerdir. Sanatsal metinlerde yazar; aşk, sevgi, dostluk, aile bağları, ilişkiler, yalnızlık gibi pek çok temayı eserine başarılı bir şekilde uyarlar.

Sanatsal metinlerde yazar neyi anlatacağını düşünürken nasıl anlatması gerektiğini de düşünür. Çünkü sanatsal metinleri öğretici metinlerden ayıran en önemli özelliklerden biri de üsluptur. Özgün olmak isteyen her yazar, kendine özgü bir dil dünyası yaratır. Özellikle sanatsal metinlerde yazarların seçmiş olduğu kelimeleri yalnızca gerçek anlamıyla kullanmak gibi belirli sınırları yoktur. Yazar bilim kurgu, polisiye ya da fantastik türdeki bir eseri kaleme alırken neyi, nasıl ve hangi kelimelerle anlatmak istiyorsa o şekilde anlatır. Farklı bir evreni, bir cinayeti ya da ölmüş bir insanın iç sesini konuştururken söz sanatlarına, deyimlere ve atasözlerini kullanır. Bu kullanım yazarın tercihine bağlıdır. Ortaya çıkan eser ise pek çok kişi tarafından farklı yorumlanabilmekte ve algılanabilmektedir. Bu durum, yazarın kaleme aldığı romanın, öykünün veya şiirin yanlış olduğunu göstermez.


Öğretici metinler, adından da anlaşılacağı üzere okuyucuya bir konuda bilgi veren, yönlendiren, bir kanıya vardıran veya açıklama yapan metinlerdir. Anı-mektup-günlük, biyografi, gezi yazısı, hatıra, fıkra, röportaj, makale, deneme, eleştiri-inceleme-kuram gibi türler bu gruba dâhildir. Bu metinlerde dil göndergesel işlevinde kullanılır. Yazar, ele aldığı konuyu gerçekliğe dayalı bir metin olarak sunar. Kullanılan dil çoğunlukla akıcı, yalın ve sadedir. Bu metinlerde konunun kaynağı yazarın hayal dünyası değil, gerçek hayattır. Doğruluk, gerçeklik ve nesnellik ön plandadır. Sayısal ve bilimsel verilerden yararlanma, tanımlama, örneklendirme ve tanık gösterme gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurulur. Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz ve soyut anlamlarına genellikle yer verilmez. Yazar, eserinde gezmiş olduğu bir yeri, yaşamış olduğu bir anıyı, alanında tanınmış bir kişiyi, tarihî bir olayı veya bilimsel bir bilgiyi okuyucuya sunar.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.